8 Şubat 2007 Perşembe

Ansiklopedi

Ansiklopedi’nin ilgi çekici bir tarihçesi vardır. Bir kavram olarak ansiklopedinin kökeni antik çağa kadar uzanır. Fakat modern ansiklopedilere benzer bir ürün ortaya koymak, 18. yüzyıla kadar bilgiye erişmedeki zorluklar, yayımcılığın düzeyi gibi nedenlerle mümkün olmamış. Günümüzde ise sürekli çoğalıp çeşitlenmesini izleyen bir dönemin ardından ansiklopedi, bir düşüşe geçmiş ve yalan yanlış bilgilerle piyasaya çıkan karmakarışık yayınlar haline gelmiş durumda.

İlk modern ansiklopedi, yerküre maketleri imal eden Ephraim Chambers adlı bir İskoçun hazırladığı iki ciltlik Cyclopedia’ydı.(1728) İki Fransız yayıncı, bu eseri tercüme ettirmek üzere Diderot’ya başvurur. Fakat burada müthiş bir fırsat kapısı gören Diderot, onları dönemin en ünlü düşünürlerinin önerileri ve çalışmalarıyla hazırlanmış daha kapsamlı bir çalışmaya ikna eder. İşte Ansiklopedi böyle doğar.

Bu girişimde Diderot’ya yardımcı olanlar arasında, Francis Bacon, Voltaire, Montesquieu, Rousseua gibi tanınmış fikir adamlarının yanında dönemin kalbur üstü düşünürleri yer almaktadır.

Her türden teorik bilgi üzerine özetler sunmanın bu arada ironik bir biçimde Katolik Kilisesi’nin otoritesini sorgulamanın yanı sıra, Ansiklopedi pratik konularda öğütler vermeyi hedefleyen bir tür ‘kendin yap’ türünden bir elkitabıdır aynı zamanında. Kitabın tamamına hakim olan bakış açısı dönemin en popüler öğretilerinden olan ‘Tanrıcılık’tı. Yani Tanrı’nın evreni yaratıp değişmez yasarını koyduğu, ama insanların gerek ihtiyaçlarına gerekse dualarına cevap veremediği inancındaydı. Hıristiyanlığa karşıt bir tutum kitabın her noktasına sinmişti. Aydınlanma çağının temel felsefesi olan akılcılık vurgusu ise Kilise’nin gücünün alternatifi olarak öne çıkarılıyordu.

Yıllarca temel kaynak olarak yanı başımızdan eksik etmediğimiz ansiklopedinin işte böyle bir tarihi vardır. Aydınlanma çağının temel varsayımlarını savunan, dönemin en büyük düşünürlerinin derleme bir çalışması: Ansiklopedi.

Her şeye rağmen Ansiklopedi hala 17. yüzyılın anıtlarından biridir ve bizim yüzyılımız için de örnektir. İçeriği bugün bizler için başlı başına pek bir önem taşımaz-tarihsel önemi dışında. Ancak kendi çağında nelere sözcülük ettiği düşünülürse, tarihin en önemli eserleri arasındaki yerini kolayca alır.

1 yorum:

Uğur SAĞLAM dedi ki...

Ersan,

Yazını beğendiğimi ve kendi blogunda da tanımladığın gibi çoğunlukla denemelerin oluşturduğu renklidefterin senin denemelerinle daha da zenginleşmekte olduğunu belirtmek istedim.
Syg.
US