Hoc Est Corpus Meum... – Hz. İsa
Şappur şuppur ye beni... – İsmail YK
Bir karikatür gözümün önüne geliyor. Küçük bir erkek çocuğu sünnet kıyafetleri içinde artık “erkek” olduğunu dünyaya ilan ediyor. Karşısında onun yaşlarında duran kız çocuğu soruyor utangaç bir merakla: “Peki ben ne zaman ‘kadın’ olacağım?” Hınzır bakışlı veletten cevap gecikmiyor: “Hele ben bi şunları çıkartayım...”
Sünnet olmak. Sakalının çıkması. Sigara içmek. Rakı içmek. Milli olmak. Adam öldürmek. Bir düşünüyor insan, erkek olmak zor iş. Namusuna leke getirtmeyeceksin, kızın olsun karın olsun gerekirse sevdiğini sevdiğiyle vurup müebbet yatacaksın, yoksa erkek olamazsın. Gerekirse Genç Osman gibi seyrek sakalında durmayan metal tarağı alt dudağına geçirip asker olacaksın, yoksa erkek olamazsın. Ormanlar kralı aslandan hayatları pahasına sağdıkları sütü sana ulaştıran safarici afrika halkına saygıdan değil, fasıl sofrasında gazoz içersen sana kıçları ile gülecek can dostlarından sakınmak için rakı bardağının dibini beş kere görmeden kalkmayacaksın masadan, yoksa erkek olamazsın. Hayat verebilecek kadar kudretli, zehir içebilecek kadar cesur olduğunu kanıtlayacaksın, milli olacaksın ve sigara içeceksin, yoksa erkek olamazsın. Ama bunların hepsinden önce, dünyanın kendi etrafında sağa mı yoksa sola mı döndüğünü bile anlayamadığın bir yaşta ucundan azıcık aldıracaksın ki erkek olasın. İşte bütün bu mitler arasında, ben sünnetin arkasındaki erkeklik gizemini merak ediyor, ve size bunun cevabına dair alternatif bir seçenek sunmak istiyorum.
[yazının devamını okumak için tıklayın...]
13 yorum:
:(
Dini kabullerim olmasa kesinlikle çok ilginç bulduğumu söyleyecektim bu yazının...
Ancak peygamberler mesele olduğundan içimi burkan bir yazı ortaya çıkmış.
Geçen hafta sonunda aklı başında kabul gören bir adamın, mesele sadece FB-GS rekabeti ile gözlerinin döndüğünü gördüm. Sadece bir takımı tutmak insanları deliye çevirebildiğini biliyordum.
Ben sadece bu ve benzeri nedenlerle yıllar önce aldığım bir kararla futbol maçlarını izlemez ve takım tutmaz olmuştum.
Sahip olduğum dini inançları sorguladığım zamanlar da oldu. Ben böyle düşürken başkalarının farklı düşünmelerini yine de "neden" diye yargılamamaya çabaladım.
Ben böyle düşünüyordum ve kutsal kabul ettiğim "tabu"larım vardı. Başkalarının da...
Bu kadar karışık sözü etmemin sebebi kısaca bu yazıdan rahatsız oldum.
Yazınızdan rahatsız olduğumu belirtmek istiyorum.
Sünnet ne demek? Sizinde Babylondan baktığınız gibi "Sünnet: Peygamberimizin sözü, emri, fiili ve görüp de ses çıkarmayarak kabul ettiği şeyler." Ama burda takıldığınız bir yer var görüp de ses çıkarmadığı kabul ettiği şeyler meselesi, siz yazınızda bir nevi kendinizi peygamber efendimizin yerine koyarak niçin sünnete ses çıkarmadı demek istiyorsunuz. Bu da peygamber efendimize saygısızlık demektir ki sizi KINIYORUM. Kendinizce şunu diyebilirsiniz sünnet doğru bir şey değil bir gelenek-görenektir, yapılmaması daha doğrudur. Evet, bunları diyebilirseniz ancak Peygamber efendimizi sorgulayamazsınız. Sizce son peygamber niçin sünnete karşı çıkmamış ve neden sünnet olmayın dememiş? Eğer yanlış bir şey olsaydı yapmayın demez miydi?... Ki zannımca siz o zaman analayacaktınız! Hani söylediklerini ve emirlerini yerine getirmeyi anlıyorsunuz da söylemeyerek onaylamasını nasıl anlayamıyorsunuz burda bence haddinizi aşıyorsunuz ve işinize gelen yerleri anlıyor işinize gelmeyen şeyleri anlamıyor gibi görünüyorsunuz. Çünkü o örnek insandır ve sizin de dediğiniz gibi son peygamberdir. Ve dini tamamlamak için gelmiştir.
Türkiye'den bir kesit alırsak, "Son Yemek, Son Ziyafet" yazısına ve ona yazılan yorumlara ulaşabilir miyiz?
Dindar insanlar ve dine inanmayan insanlar. Herhangi bir "izm" peşinde koşanlar ve o "izm"e karşı olanlar.
Bir fikri savunanlar, savunulan fikri kınayanlar.
Değişik bir bakış açısı getirenler; bakış açısını küfürle, hakaretle özdeşleştirenler...
Fikirler hep olacaktır. Kimileri insanlık yolunda ufuklar açacaktır; kimileri taşlanacaktır; kimileri kitleleri peşinden koşturacaktır; kimisi kınanacaktır. Ama gerçek şu ki, o düşünceler kayıt altına alındığı andan itibaren hep olacaktır.
Belki modern insan tahammül göstermeli.
Koskoca bir toplumu, ümmeti, vs.. peşinden koşturan insanlar üzerinden türetilmiş olsa bile, düşünceleri kişiselleştirme yoluna gitmeden, düşüncelere salt "düşünce" olduğu için tahammül gösterilmeli.
"salt "düşünce" olduğu için tahammül gösterilmeli"
Buna sonuna kadar katiliyorum.
Yukarida da sadece yazilanlardan rahatsiz oldugumu belirttim.
"Sorgulanmayan hayat yaşamaya değmez" - Sokrates (Savunma:38 a)
Karanlığın içinde tek bir ışık. Siyah ve beyaz renk değildir. Işığın önüne bir prizma koymazsan renkleri göremezsin, onu oluşturan farklı unsurları ayırt edemezsin. Tıpkı bilginin önüne aklını koymazsan sana ne söylendiğine ulaşamayacağın gibi. Ama bu cesaret ister. Bildiklerini tartmanı bekler.
Burası Renkli Defter. Renklilik çeşitlilik, bu da farklı yaklaşımlara açık fikirli olabilmek demek. İnsanlara fikirlerini serbestçe ifade edebilecekleri demokratik ve hoşgörülü bir ortam sunmak zordur. Hiç hesapta olmayan çatışmalara davetiye çıkartmaktır bu, ki bu da cesaret ister. Ve süreklilik ister.
Yazının hedeflediklerinden çok uzak noktalara takılmış olsanız da, yorumlarınız beni keyiflendirdi. Saygılar.
"Burası Renkli Defter. Renklilik çeşitlilik, bu da farklı yaklaşımlara açık fikirli olabilmek demek."
Öyle tabii ki. En azından yola cıkarken bunu istedik. Yalnızca bazı "kutsal" kabuller ne olursa olsun saygı ile anlaşılmayı diler.
"..bu cesaret ister. Bildiklerini tartmanı bekler. "
"Yazının hedeflediklerinden çok uzak noktalara takılmış olsanız da, yorumlarınız beni keyiflendirdi."
Kendi adıma, Bercutio'nun yazdıklarından, yorumlarından keyif aldığımı belirtmeliyim.
İnsanların fikirlerinin çeşitliğine burada sonsuz saygı duulmasını ne kadar savunuyorsak, insanların bu fikirlerin herhangi bir yerine istediği kadar takılabilmesini de aynı huşu havası içinde karşılamalıyız bence.
Günümüzdeki ritüelleri geçmişteki normal olayların anlamsız sonuçlarına bağlamak son dönemin moda düşünüş tarzlarından biri.
Ben de sünnet ve sağlık konusunda ve sünnet olayının geçmişindeki bu yönde bir bağı olduğuna dair bir yazı okumuştum. Konu biraz da herhangi bir şeyi, tarihin sonsuz bilinmezliğindeki sayısız verilerden birine bağlamanın zorluğu. Diğer bir nokta da bu zinciri kurmanın her olay için gerekli olup olmadığı. Bazı şeyleri geçmişindeki anlamsızlığı bilmeden araştırmadan sırf sevdiklerimizden gördüğümüz için yapmak bu kadar kötü mü?
Sünnet olayının erkek ve kadın psikolojine farlı yansımaları bence çok güzel anlatılmış bu yazıda.
Deneme diye nitelendirilecek bir yazıdan alınacak çok şey vardır. Çünkü deneme: bir takım bilginin, deneme yazarının görgüsü ve de zekasından süzülerek ortaya dökülmüş incileridir diye düşünüyorum. Renklerdir...Renkleri görmek yerine gözü kapatmak niyedir?
Bir fikre karşılık vermenin iki yolu vardır. Ya desteklersin ya da çürütürsün.
İşte düğüm bu noktada kilitleniyor. Çünkü genelde izlenen iki yol vardır:
1) Bilgiye, bilgi ile karşılık verip, denemede ortaya konan fikirlerin doğruluğunu/yanlışlığını somut, daha da keskinleştirmek gerekirse, aklın alabileceği bir platformda desteklemek ya da yermektir.
2) Bilginin önüne, dogma bir takım söylemlerle, insanoğlunun kutsal olarak atfettiği barikatlar koyarak, tartışmanın daha başında meseleyi tartışılamaz bir noktaya taşımaktır. Mesele artık tartışma üzeri bir noktadadır. Ona ulaşılamaz artık!
Modern insan tanımını kullanırken, bilinçsiz olarak, sözgelimi bir tavırla kullanmadım. Evet "modern insan" tanımını bilerek ve altını çizerek kullanıyorum.
"İte" nin canlandığı her dönem, insanlık, aklın süzgeciyle hareket edebilmiş, gözlem ve de deney yapabilmiş, medeniyetine pozitif anlamda ilerlemeler katmıştır.
Antik-ite bu yolla canlanmış; modern-ite bu şekilde canlanmıştır. Batı, aydınlanmasını bu yolla sağlamıştır. Modernizmin bir parçası olduğumuzu düşündüğüm için "modern insan" tanımını kullandım.
Benim son yıllarda gözlemlediğim şudur:
İnsanlar neredeyse her şeye kutsal bir takım anlamlar atfedip, bu "şey"lere ait kavramları tartışma dışında tutmaya çalışıyor.
Bununla da yetinmeyip, bu kavramlar üzerine farklı açılımlar getiren insanlar üzerinde bir hegomanya kurarak onların da bir şekilde bu kavramları irdelemesine kota koyuyor.
Bana göre, kavramlar (ne üzerine olursa olsun) irdelenebilmelidir. Kavramlar üzerine bir takım yasaklar koyup "kardeşim ben böyle inanıyorum" dediğin andan itibaren, ite'den de uzaklaşmış olursun, pozitif ilerlemeden de uzaklaşmış olursun. Çünkü irdeleyebildiklerin sadece ve sadece sana izin verilen kadar olur ki, eğer bütün insanlık meseleyi bu çizgide tutmuş olsaydı, bugun hala yuvarlak olmayan, ve de evrenin merkezinde oldugunu iddia ettiğimiz bir dünyada yaşadığımızı zannedecektik. Çünkü başka birilerinin inancına göre-ki hayli kutsaldır- evrenin efendisi insandır, o zaman efendinin yaşadığı mekan ise merkezde olmalıdır. Oysa biz gunes sisteminin bile merkezinde degiliz. Ne acı degil mi?
"Bazı şeyleri geçmişindeki anlamsızlığı bilmeden araştırmadan sırf sevdiklerimizden gördüğümüz için"(ersantascı) yapacak olursak, bir gün gelir, kuyuda taşın olup olmadığını unutacağımıza inanıyorum. Kaldı ki o gün artık, "taş" ve "kuyu" gibi kavramların neler olduğunu da bilmemize gerek kalmayabilir.
Evet birisi benim fikrimi çürütebilir. Önüme somut veriler koyar. Benim aklımın da onun aklının da alacağı ortak bir platformda bu fikri reddeder. Ben de onun ellerini öperim. Bundan gocunmam. Çünkü beni aşmıştır o insan.
Ama birisi benim fikrimi KINAYACAĞI zaman, bunu sırf oyle inandığı için yapmamalıdır.
Onun inandığı ne varsa, ben ona sırf o inandığı için saygı duyabilirim. Ama onun kutsal saydığı şeyleri, sırf o kutsal bildiği için kutsal saymayabilirim.
Benim için her şey dış dünyanın konusudur; düşüncenin konusudur; dile getirmenin konusudur.
Benim bildiğim kadarıyla felsefe; bu üç düzlem arasındaki gerilimden oluşur. Bu üç düzlemin herhangi birinde varolmuş bir kavram benim üzerine düşünme ve onu irdeleme nedenimdir. Bu yolla felsefe yaparım. Ve ben her şeyin felsefesini yapabilmeliyim. KINANMADAN...Eleştirilirim...Ama aklın çizgisiyle. Aklın çizgisinden bilmeyerek uzaklaşmışsam, uyarılarak...
Bertucio;
Hep hissettim sende özel bir şey olduğunu. Bir yazın ile iyi ses getirdin. Öncelikle tebrikler.
Blogdaki tek bayan olarak (Filiz hn. dan herhangi bir hayat belirtisi görmedik henüz) diyeceğim şu ki bertucio nun asıl üzerinde durduğu konudan çok uzaklaşılmış. Seninle aynı fikirdeyim: "Erkek Olmak Gerçekten Zor iş".İlk erkekliğe adım atılmasından tutunda bir baba olarak bir ağabey olarak bir eş olarak bir sevgili olarak zor iş erkek olmak. Ama burada büyük bir "AMA" var. Taner' in değişiyle evet renkli defter demokratik bir platform. Tabiî ki demokratik olgular çerçevesini hepimiz çok iyi biliyoruz. Fakat Demokratik bir alan olmasına rağmen din büyüklerine ağır cümleler sarf edildi. kimsenin dini olgularına laf atmak istemiyorum ama bir peygamber için “yüzsüzlük” ve “saf” ibarelerinin kullanılması şaşırtıcı geldi bana. İster Müslüman olsun ister Hıristiyan fark etmez…
Sadece yazarımızın düşüncelerini böylesine cesurca dillendirmesi, farklı düşünenlerin alanlarına 8 kusurlu hareketten biri ile müdahale etmesine neden oldu!
Ayrıca bakmayın azınlıktayız bayan olarak. Yoksa buradan başka bir ses getirici malzeme daha çıkardı. “Nasıl yani bayan olmak kolay iş mi?” diye. Neyse ki o kısır döngüye girilmedi… Ama bayan olmak da hiç kolay değil!
Editörüm sağ olsun hemen arayıp Rabia 8 kusurlu hareket değil 9 kusurlu hareket dedi. Benim bahsettiğim kusurlu hareket benzetmesi Trafik dilindeydi. Futbolun kusurluları 9 adetmiş. Ben ne anlarım futboldan. Hoş kendisi de pek anlamaz ya neyse ;)
Saygideger amarkadasim ilginc bir anlatim tarzi yapmis olacak ki
aldigi yorumlara bakarak yazisini okuma firsatim oldu.
Yazi butunlugu acisindan konularda sapma olmasina karsin
kendisine zorla yaptirilmis oldugunu sandigim ama kendisinin
tasvip etmedigi bir olayin basindan gecmis olmasinin vermis oldugu
bilinc alti durtulerden mi yazisini kaleme aldi bilemem.
Ama bir konu hakkinda yazarken dayandirdigin olgu yadaa kavramlari
belirli kaynaklara dayandirmadan yapilirsa dini yargilari olan
insanlari gucendirmis olmakla kalmaz saygilarini da yitrebilirsin.
Konu basligina bakip ta icerigin baslikla nasil uyusturuldunu anlamak zor.
Sunnet kavramini en azindan kabul gorulen tdk sozlugune bakarak yapabilirdin.
Baktigin sozlugun guvenirliligi hakkinda elinizde olan verileri bizimle paylasabilirsin.
SUnu belirtmek gerekirki Insan dogdugu andan itibaren belirli yonlendirmelere muhtactir.
Kendin istemiyorsun diye nefes almamazlik yapamazsin.
Yada ben ozgurum diyerek okula gitmemezlik edemezsin.Ister dini ister toplumsal olsun
insan bu kurallara muhtactir.Ve bu kurallari yasayan baska birine bakarak kendine tatbik etmek zorundadir.
Erkegin sunnet olmasi durumu Fransada kabul goren bir durumdur.
Ateist bir millet olmalarina(genel olarak) ragmen
bu duruma karsi hicbir tepkileri yok hatta kendi iclerinden uygulayanlarda vardir.
Cunku erkek sagligi acisindan onemli faydalari vardir.
Senden ricam Hz Ibrahim hakkinda bahsettigin noktalari yada kissalari belirten kaynak kitabini
bana bildirmem.Demekki okumadigim bazi insanlarin rehber olarak saygi duydugu kitaplarda varmis
bu benim icin onemli....Bir insan benim icin onemlidir.Saygi gormek icin saygili olmak gerekir felsefesi onemlidir.
Hic yapamadigim islerden birini gecenlerde yaptim bjk li arkadasimi kirmadim kahvede bjk macini seyrediyorum
Alinin de bahsetttigi guzel bir nokta var anlamsiz seylerin insalari nasil anlamsiz hale soktugu.
BJK 2 gol atmis maci rahat goturuyor.fenerli 3 kisilik gurup bjk maci kaybecek kesin diyorlar.
Inanin besiktasin cok kotu oynadiklarini hakemin onlara yardim ettiginden bahsediyor.Maci bende
seyrediyorum.Ama hakem her iki taeraf icinde hata yapiyor.AMabelki ben gozluklerimi iyi silmedigimden
olacakki goremiyorum taraf tutuldugunu...Sonunda sadece laf attim ne tepki gorecegim diye tuh dedim
hakem satin alinmis bu macin sonucu belli manisa kesin kazanir.hic unutmuyorum ucu de donup bana bakti.
yorum sizin...
http://www.tdk.gov.tr/TR/SozBul.aspx?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF4376734BED947CDE&Kelime=s%c3%bcnnet
Yazıyı daha önce fark etmiş olmayı dilerdim sevgili Bercutio.
Sesin çok renkli ve çok cesur. Tebrik ederim.
Yorum Gönder