
Işınlanma, zamanda yolculuk, görünmez olmak gibi kavramlar insanların o kadar ilgisini cezbetmekte ki, bu fantastik olayların olabilirliğine inanan insanların sayısı neredeyse reddedenler kadar var. Yakın tarihin bu konudaki en büyük çalışması olan Philadelphia Projesi, üzerindeki bilinmezlik ve hakkındaki bilgilerin ulaşılmazlığı ile bu konuda dikkat çekmekte. İnternette yaptığım araştırmalar sonucu toplayabildiğim bilgiler, daha önce adını bile duymadığım bu olay hakkında ne kadar çok kişinin uğraştığını görmemi sağladı. Özellikle, Amerikalıların ve İngilizlerin bu konuda kurduğu internet siteleri çok enteresan. İngilizce okuma fırsatı olanlar için kaynaklar çok fazla. 2000 yılında sabah gazetesinde yayınlanan oldukça ilginç bir yazıyı aşağıya aldım. Konu ilgisini çekenlere iyi bir başlangıç olur kanımca.
1930'lu yıllarda Amerikan hükümeti bilim adamları toplar ve savaş gemilerin radarda tespit edilememesini sağlayacak bir yöntem bulmalarını ister.
Nikola Tesla'nın başını çektiği bir grup bilim adamı bu proje için çalışmaya başlar. Yaklaşık 10 yıllık araştırmanın sonunda proje deneme aşamasına gelir. Deneyde Amerikan donanmasında görevli küçük bir destroyer olan Eldridge adlı gemi kullanılacaktır. Gemi, jeneratörler, vericiler, güç yükselticiler, modülasyon devreleri ve elektromanyetik alan oluşturmaya yarayacak araç gereci içeren tonlarca ekipmanla donanır.
22 Temmuz 1943'te saatler 09:00'ı gösterirken elektromanyetik alan jeneratörleri çalıştırılır. Eldridge'in etrafını önce yeşil bir duman kaplar. Gemiyi bu dumanın ardında görmek imkânsızlaşır. Alıcılar geminin kuvvetli bir elektromanyetik alanla çevrelendiğini göstermektedir. Duman çekildiğinde ise deneyin istenenden daha başarılı olduğu anlaşılır. Çünkü Eldridge sadece radarlardan değil, mürettebatıyla beraber "gözden de" kaybolmuştur! İşte Philadelphia Deneyi'nin bir kaç kelime ile özeti budur.
Amerikan hükümeti ve deniz kuvvetleri elbette ki böyle bir deneyin ya da projenin varlığını asla kabul etmiyor. Tüm bunların asılsız, hayal ürünü iddialar olduğunu savunuyor. Ancak diğer taraftan da görgü tanıklarının ifadeleri var. Zaten deney hakkında bilinenlerin çoğu da bu tanıkların ifadelerinden sağlanmış. Şimdi başa dönelim ve hikayemizin ayrıntılarına bakalım. 1933 yılında Roosevelt ABD'nin başkanı oldu ve hemen ardından eski dostu ve dünyanın sayılı bilim adamlarından Nikola Tesla'yı Washington'a davet ederek ondan devlet adına bazı projeleri yürütüp yürütemeyeceğini sordu. Yanıt olumluydu. Başkan ona Gökkuşağı Projesi şeklinde bilinen projeden söz etti.
Tesla bu proje üzerinde çalışmaya başladı. 1936'ya gelindiğinde Tesla önemli gelişmeler kaydetmiş hatta insansız bir gemiyi gözden kaybedip sonra da geri getirmeyi başarmıştı. Ancak yetkililerin deneyin insanlı olarak yapılmasında ısrar etmeleri ve Tesla'nın da insanlara zarar gelmeden bu deneyin yapılmasının olanaksız olduğu noktasında başlayan görüş ayrılıkları sonunda Tesla'nın son aşamada projeden ayrılmasıyla sonuçlandı. Bundan sonra projenin idaresini Dr. John von Neumann devraldı. Donanma, özellikle Almanlara karşı bir an önce ezici üstünlük sağlamak kaygısını taşıyordu. Bu üstünlüğü sağlamanın ise görünmezlikten geçtiği düşünülüyordu. Arzu edilen gemilerin "radarlara" görünmemesini sağlamaktı. Fakat sonuç beklenenden çok farklı oldu. Biraz sabırlı olun, daha ikinci deneyi anlatmış değiliz. Amerikan hükumeti için çalışan bilim adamları arasında dünyanın en büyük dahilerinden biri olarak gösterilen ve Nazi Almanya’sından kaçıp ABD'ye sığınan Albert Einstein da vardı. Philadelphia Deneyi'nde en büyük katkılardan birinin Einstein tarafından sağlandığı düşünülmekte. Özellik Einstein'ın "Birleşik Alan Teorisi"nin deneyi başarıya ulaştıran faktör olduğu sanılıyor. Einstein bu teorisini 1925-27 tarihleri arasında Prusya'da yayımlanan bir bilim dergisine göndermiş ancak tamamlayamadığını düşünerek geri çekmiş. Einstein'ın ileriki yıllarda teorisini tamamladığı, ancak bunun savaş sırası ve sonrası hükümetlerce gizlenmiş olabileceği tahmin ediliyor. Biz şimdi gelelim ilk deneyin ayrıntılarına. Haziran 1943'te deney için seçilen USS Eldridge'e elektromanyetik alan oluşturucu donanım yüklendi ve gemi Philadelphia Deniz Üssü açıklarında deneye tabi tutuldu.
Deney sırasında yeni mürettebat da gemide bulunuyordu. Deneye ticari bir gemi olan Andrew Furuseth'in mürettebatı da tanıklık etti. Andrew Furuseth'in özel bir yeri var, çünkü deney hakkında bugün bilinenlerin çoğunu bu gemide görev yapmış olan Carlos Allende'nin anlattıklarından biliyoruz. (Allende, 50'li yıllarda UFO araştırmacısı Morris Jessup'a yazdığı mektuplarda yaşadıklarını anlatmasaydı belki de bu olaydan hiç haberimiz olmayacaktı. Ve küçük bir not daha: Jessup 1959'da intihar etti. Ne ilginç değil mi?) 22 Temmuz 1943'te şalterler kaldırıldı. Geminin gözden kayboluşuna kadar olanları biliyorsunuz. Ondan sonra olanlar da oldukça ilginç. 15 dakika sonra şalterlerin indirilmesi emredildi. Yeşil duman yeniden belirdi ve duman çekilirken Eldridge yavaş yavaş yeniden materyalize oldu. Ancak bir şeylerin ters gittiği hemen anlaşılmıştı. Gemiye iletilen telsiz mesajlarına yanıt gelmiyordu. Gemiye çıkıldığında mürettebatın hiç de iyi durumda olmadığı görüldü. Bir çoğu sinir krizleri içinde çırpınıyordu. En iyi durumdakiler hafıza kaybına uğramıştı!
Donanma bu personeli topyekun emekliye sevk ederek gemiye yeni personel atadı. Bilim adamlarına da sadece radar görünmezliği istediklerini, optik görünmezliğe gerek olmadığını bildirdi. 28 Ekim 1943'te ise Eldridge üzerinde ikinci deney gerçekleştirildi. Saatler 17:15'i gösterirken elektromanyetik jeneratörler yeniden çalıştırıldı. Gemi bir kez daha hemen hemen tamamen görünmez oldu. Sadece gövdesinin ana hatları seçilebiliyordu. Bir kaç saniye süresince işler yolunda gider gibiydi ki ansızın gözleri kör edebilecek kadar güçlü mavi bir ışık patlaması meydana geldi ve gemi gözlerden tümüyle kayboldu. Şimdi duyduklarınıza inanmayacaksınız belki ama Eldridge, bir kaç saniye sonra, 600 kilometre ötede, Norfolk açıklarında yeniden maddeleşti. Norfolk'ta bir kaç dakika boyunca görülür durumda kaldıktan sonra tekrar görünmez oldu ve saniyeler içinde Philadelphia Deniz Üssü açıklarında yeniden belirdi. Mürettebatın tamamı çok şiddetli bir biçimde rahatsızlanmıştı. Bir kısmı da kaybolmuştu. Hiç bir zaman bulunamadılar. Bazıları aklını kaçırdı ama en ilginci 5 asker geminin metal gövdesi ile kaynaşmıştı! İkisinin elleri çelik gövdenin içine geçmişti. Ellerini keserek adamları kurtardılar ve yerine protez eller taktılar. Sağ kalan adamlar asla tam anlamıyla düzelemediler.
Akıl sağlıklarını kaybettikleri gerekçesiyle de ordudan uzaklaştırıldılar. Elektronik kamuflajı gerçekleştirmeye çalışan bilim adamları koca bir gemiyi, mürettebatı ile birlikte ışınlamış ve sonra da geri getirmişlerdi. Ancak, daha önce de belirttiğimiz gibi ABD hükümeti asla böyle bir deneyin yapıldığını ya da projenin yürütüldüğünü kabul etmedi. Donanmaya göre Eldridge, sözü edilen tarihlerde Philadelphia'da bile değildi. Deneyin yapıldığı günlere yakın bir tarihte, yine enteresan bir yerde, Bermuda Şeytan Üçgeni'nde eğitim amaçlı olarak bulunduğu açıklandı.
Eldridge daha sonra Yunanistan'a satıldı ve 90'lı yıllara kadar da 'Leon' adıyla hizmette kaldı. ABD hükümetinin, konusunu deneyden alan "The Philadelphia Experiment" (1983) adlı İngiliz yapımı filmin ABD sınırları içinde gösterilmesini yasaklaması da işin bir başka boyutunu teşkil etmekte Yetkililer EMI firmasına bir mektup göndererek söz konusu filmin ABD'de gösterime sokulmasını istemediklerini bildirdiler. EMI ise bunun için hükümetin bir mahkeme kararı almaları gerektiğini iletti ABD'li yetkililere� Kararı çıkarmak zor olmadı. Daha sonra EMI karşı bir karar çıkartarak filmi "video klüplerde kiralanabilir" kategorisine sokmayı başardı. Bazı iddialara göre de ABD hükümeti 'görünmez gemi' hikayesini düşmanı korkutmak için kendi uydurmuştu. Ortada yanıt bekleyen bir çok soru var: -Donanma neden Eldridge'i Yunanistan'a sattı? -Satılan gemi gerçekten Eldridge miydi? -Öyle ise, şu an gerçek Eldridge gözlerden uzak bir yerlerde saklanıyor mu? -Deneyde kullanılan gemi gerçekten Eldrigde miydi yoksa adı değiştirilmiş bir başka gemi mi kullanılmıştı? -ABD hükümeti mi doğruyu söylüyor yoksa tanıklar mı?.. Bu soruların yanıtı henüz bilinmiyor.
1930'lu yıllarda Amerikan hükümeti bilim adamları toplar ve savaş gemilerin radarda tespit edilememesini sağlayacak bir yöntem bulmalarını ister.
Nikola Tesla'nın başını çektiği bir grup bilim adamı bu proje için çalışmaya başlar. Yaklaşık 10 yıllık araştırmanın sonunda proje deneme aşamasına gelir. Deneyde Amerikan donanmasında görevli küçük bir destroyer olan Eldridge adlı gemi kullanılacaktır. Gemi, jeneratörler, vericiler, güç yükselticiler, modülasyon devreleri ve elektromanyetik alan oluşturmaya yarayacak araç gereci içeren tonlarca ekipmanla donanır.
22 Temmuz 1943'te saatler 09:00'ı gösterirken elektromanyetik alan jeneratörleri çalıştırılır. Eldridge'in etrafını önce yeşil bir duman kaplar. Gemiyi bu dumanın ardında görmek imkânsızlaşır. Alıcılar geminin kuvvetli bir elektromanyetik alanla çevrelendiğini göstermektedir. Duman çekildiğinde ise deneyin istenenden daha başarılı olduğu anlaşılır. Çünkü Eldridge sadece radarlardan değil, mürettebatıyla beraber "gözden de" kaybolmuştur! İşte Philadelphia Deneyi'nin bir kaç kelime ile özeti budur.
Amerikan hükümeti ve deniz kuvvetleri elbette ki böyle bir deneyin ya da projenin varlığını asla kabul etmiyor. Tüm bunların asılsız, hayal ürünü iddialar olduğunu savunuyor. Ancak diğer taraftan da görgü tanıklarının ifadeleri var. Zaten deney hakkında bilinenlerin çoğu da bu tanıkların ifadelerinden sağlanmış. Şimdi başa dönelim ve hikayemizin ayrıntılarına bakalım. 1933 yılında Roosevelt ABD'nin başkanı oldu ve hemen ardından eski dostu ve dünyanın sayılı bilim adamlarından Nikola Tesla'yı Washington'a davet ederek ondan devlet adına bazı projeleri yürütüp yürütemeyeceğini sordu. Yanıt olumluydu. Başkan ona Gökkuşağı Projesi şeklinde bilinen projeden söz etti.
Tesla bu proje üzerinde çalışmaya başladı. 1936'ya gelindiğinde Tesla önemli gelişmeler kaydetmiş hatta insansız bir gemiyi gözden kaybedip sonra da geri getirmeyi başarmıştı. Ancak yetkililerin deneyin insanlı olarak yapılmasında ısrar etmeleri ve Tesla'nın da insanlara zarar gelmeden bu deneyin yapılmasının olanaksız olduğu noktasında başlayan görüş ayrılıkları sonunda Tesla'nın son aşamada projeden ayrılmasıyla sonuçlandı. Bundan sonra projenin idaresini Dr. John von Neumann devraldı. Donanma, özellikle Almanlara karşı bir an önce ezici üstünlük sağlamak kaygısını taşıyordu. Bu üstünlüğü sağlamanın ise görünmezlikten geçtiği düşünülüyordu. Arzu edilen gemilerin "radarlara" görünmemesini sağlamaktı. Fakat sonuç beklenenden çok farklı oldu. Biraz sabırlı olun, daha ikinci deneyi anlatmış değiliz. Amerikan hükumeti için çalışan bilim adamları arasında dünyanın en büyük dahilerinden biri olarak gösterilen ve Nazi Almanya’sından kaçıp ABD'ye sığınan Albert Einstein da vardı. Philadelphia Deneyi'nde en büyük katkılardan birinin Einstein tarafından sağlandığı düşünülmekte. Özellik Einstein'ın "Birleşik Alan Teorisi"nin deneyi başarıya ulaştıran faktör olduğu sanılıyor. Einstein bu teorisini 1925-27 tarihleri arasında Prusya'da yayımlanan bir bilim dergisine göndermiş ancak tamamlayamadığını düşünerek geri çekmiş. Einstein'ın ileriki yıllarda teorisini tamamladığı, ancak bunun savaş sırası ve sonrası hükümetlerce gizlenmiş olabileceği tahmin ediliyor. Biz şimdi gelelim ilk deneyin ayrıntılarına. Haziran 1943'te deney için seçilen USS Eldridge'e elektromanyetik alan oluşturucu donanım yüklendi ve gemi Philadelphia Deniz Üssü açıklarında deneye tabi tutuldu.
Deney sırasında yeni mürettebat da gemide bulunuyordu. Deneye ticari bir gemi olan Andrew Furuseth'in mürettebatı da tanıklık etti. Andrew Furuseth'in özel bir yeri var, çünkü deney hakkında bugün bilinenlerin çoğunu bu gemide görev yapmış olan Carlos Allende'nin anlattıklarından biliyoruz. (Allende, 50'li yıllarda UFO araştırmacısı Morris Jessup'a yazdığı mektuplarda yaşadıklarını anlatmasaydı belki de bu olaydan hiç haberimiz olmayacaktı. Ve küçük bir not daha: Jessup 1959'da intihar etti. Ne ilginç değil mi?) 22 Temmuz 1943'te şalterler kaldırıldı. Geminin gözden kayboluşuna kadar olanları biliyorsunuz. Ondan sonra olanlar da oldukça ilginç. 15 dakika sonra şalterlerin indirilmesi emredildi. Yeşil duman yeniden belirdi ve duman çekilirken Eldridge yavaş yavaş yeniden materyalize oldu. Ancak bir şeylerin ters gittiği hemen anlaşılmıştı. Gemiye iletilen telsiz mesajlarına yanıt gelmiyordu. Gemiye çıkıldığında mürettebatın hiç de iyi durumda olmadığı görüldü. Bir çoğu sinir krizleri içinde çırpınıyordu. En iyi durumdakiler hafıza kaybına uğramıştı!
Donanma bu personeli topyekun emekliye sevk ederek gemiye yeni personel atadı. Bilim adamlarına da sadece radar görünmezliği istediklerini, optik görünmezliğe gerek olmadığını bildirdi. 28 Ekim 1943'te ise Eldridge üzerinde ikinci deney gerçekleştirildi. Saatler 17:15'i gösterirken elektromanyetik jeneratörler yeniden çalıştırıldı. Gemi bir kez daha hemen hemen tamamen görünmez oldu. Sadece gövdesinin ana hatları seçilebiliyordu. Bir kaç saniye süresince işler yolunda gider gibiydi ki ansızın gözleri kör edebilecek kadar güçlü mavi bir ışık patlaması meydana geldi ve gemi gözlerden tümüyle kayboldu. Şimdi duyduklarınıza inanmayacaksınız belki ama Eldridge, bir kaç saniye sonra, 600 kilometre ötede, Norfolk açıklarında yeniden maddeleşti. Norfolk'ta bir kaç dakika boyunca görülür durumda kaldıktan sonra tekrar görünmez oldu ve saniyeler içinde Philadelphia Deniz Üssü açıklarında yeniden belirdi. Mürettebatın tamamı çok şiddetli bir biçimde rahatsızlanmıştı. Bir kısmı da kaybolmuştu. Hiç bir zaman bulunamadılar. Bazıları aklını kaçırdı ama en ilginci 5 asker geminin metal gövdesi ile kaynaşmıştı! İkisinin elleri çelik gövdenin içine geçmişti. Ellerini keserek adamları kurtardılar ve yerine protez eller taktılar. Sağ kalan adamlar asla tam anlamıyla düzelemediler.
Akıl sağlıklarını kaybettikleri gerekçesiyle de ordudan uzaklaştırıldılar. Elektronik kamuflajı gerçekleştirmeye çalışan bilim adamları koca bir gemiyi, mürettebatı ile birlikte ışınlamış ve sonra da geri getirmişlerdi. Ancak, daha önce de belirttiğimiz gibi ABD hükümeti asla böyle bir deneyin yapıldığını ya da projenin yürütüldüğünü kabul etmedi. Donanmaya göre Eldridge, sözü edilen tarihlerde Philadelphia'da bile değildi. Deneyin yapıldığı günlere yakın bir tarihte, yine enteresan bir yerde, Bermuda Şeytan Üçgeni'nde eğitim amaçlı olarak bulunduğu açıklandı.
Eldridge daha sonra Yunanistan'a satıldı ve 90'lı yıllara kadar da 'Leon' adıyla hizmette kaldı. ABD hükümetinin, konusunu deneyden alan "The Philadelphia Experiment" (1983) adlı İngiliz yapımı filmin ABD sınırları içinde gösterilmesini yasaklaması da işin bir başka boyutunu teşkil etmekte Yetkililer EMI firmasına bir mektup göndererek söz konusu filmin ABD'de gösterime sokulmasını istemediklerini bildirdiler. EMI ise bunun için hükümetin bir mahkeme kararı almaları gerektiğini iletti ABD'li yetkililere� Kararı çıkarmak zor olmadı. Daha sonra EMI karşı bir karar çıkartarak filmi "video klüplerde kiralanabilir" kategorisine sokmayı başardı. Bazı iddialara göre de ABD hükümeti 'görünmez gemi' hikayesini düşmanı korkutmak için kendi uydurmuştu. Ortada yanıt bekleyen bir çok soru var: -Donanma neden Eldridge'i Yunanistan'a sattı? -Satılan gemi gerçekten Eldridge miydi? -Öyle ise, şu an gerçek Eldridge gözlerden uzak bir yerlerde saklanıyor mu? -Deneyde kullanılan gemi gerçekten Eldrigde miydi yoksa adı değiştirilmiş bir başka gemi mi kullanılmıştı? -ABD hükümeti mi doğruyu söylüyor yoksa tanıklar mı?.. Bu soruların yanıtı henüz bilinmiyor.
3 yorum:
Oldukça ilginç bir yazı...
Bence, yeniliklere açık olmak ve hayal edebilmek insanoğlunun olmazsa olmazlarından. Bundan 10, 100 veya 1000 yıl önceki dünya ile şimdiyi karşılaştırırsak, insanoğlunun hayal bile edemeyeceği şeylerin gerçekleştiğini görürüz. Birde şu an içinde bulunduğumuz sanal dünyanında müsebbibi seninde yazında da olduğu gibi askeri sebepler. Geçmişten Günümüze pek çok alanda yaşanan gelişmeler de askeri nedenle olmakta. Sonuç olarak yazını beğendiğimi söylemek istiyorum. Jules Verne'in hayalleri ve romanları nasıl artık günümüzde gerçek olmuş ve olmakta ise ışınlanma vb. şeylerde bence mutlaka olacaktır.
Saygılarımla,
Ersan Bey,
Açıkça söylemek gerekirse ışınlanma vb. gibi düşünceler bana fazla ütopik geliyor. Fiziksel bir maddenin kısa bir süreliğine de olsa ışığa dönüştürülmesi pek mümkün gibi görünmüyor. Philadelphia Deneyi bence sizin yazınızda da olasılık olarak belirttiğiniz gibi Amerikan hükümetinin psikolojik savaş araçlarına hizmet etmekten öteye gidemiyor.
12 yaşında bir çocuk olmama rağmen bu deney benim çok ilgimi çekti. Gözümde ışınlama bana çok korkunç gelmiştir. Bu yüzden okurken biraz heyecanlı idim. Neyse gelelim konuya. Bana da biraz uydurma gibi geliyor ama nereden bileceğiz ki. Merak ettim de neden bir daha yapmıyoruz ki. Yapsak daha iyi olmaz mı? bir de yeşil bir sis var. Bu bana göre gerçekten kafadan atılabilir bir durum. Çünkü; manyetik bir ortam bana göre renk yaratmaz. Yani yeşil bir renk manyetizma ile karşılaştırılamaz. Bir de mürettebatın durumu var. Onlarda manyetizmadan mı yoksa ışınlamanın sonucunda mı bu hale geldiler? Mürettebat aşırı radyo aktivite almış gibi durumlar gösteriyor. Fakat akıl yitirme, gemi ile vücudun kaynaşması ve anlatılan pek çok şey hala sır. Uzaylılar olduğunu söyleyenlere asla inanmıyorum. Bana göre alakası yok. Bir de bilmediğim bir şey var. Manyetizma radyoaktivite yaratır mı? Eğer evet ise mürettebatın durumu anlaşılır. Hep şöyle derim: Keşke biraz param ve aklım olsa da ben de yapsam. Ama nerdeeeee!
Herkese ve bu bloga teşekkür ederim .
SAYGILARIMLA
Yorum Gönder