3 Şubat 2007 Cumartesi

Bir Pazar Gezisi...

Mecazen geçmişle günümüzün, fiilen de Marmara Denizi ile Büyükçekmece Gölü’nün birleştiği yerde bulunan, birçok defa yanından geçtiğim ve fakat fark edemediğim ancak rast gele bir pazar gezisiyle görebildiğim bir yerden ve özellikle de oradaki bir köprüden bahsetmek istiyorum.
Köprünün temelini bizzat Kanuni atmış, ancak Zigetvar seferinde vefat edince açılışı yapmak onun yerine geçen II. Selim’e nasip olmuş. Bu arada köprünün mimarı da büyük üstat Mimar Sinan. Mimar Sinan’ın yaptığı, Kanuni Sultan Süleyman’ın ilk harcını attığı ve yine II. Selim’in bizzat açılışını yaptığı bir köprü. Bu köprü sadece iki yakayı birbirine bağlamakla kalmıyor, adeta geçmişten günümüze sihirli bir yol açıyor sanki… Günümüzden 4–5 asır önce yapılmış bu köprüde yürüyünce, ister-istemez tarih içinde tarihi yaşadığımı hissediyorum. " İşte II. Selim orada bakın! Bakın yakınındaki de Mimar Sinan değil mi? Dualarla açılışını yapıyorlar."
Büyükçekmece’deki Kültürpark (festivalalanı) içerisinde bulunan geçmişle günümüz arasına bir bağ oluşturan Mimar Sinan köprüsünden bahsediyorum. Gidip görülesi bir yer; Solistliğini kuşların yaptığı, şırıl, şırıl akan suyla birlikte oluşan senfonik konserin içinde, çokta saklı olmayan -tarihin canlandığı- ufak bir gezinti yeri. Civarında tarihi kervansaray, çeşme ve hamam var. Sadece bunlar mı? Anadolu lezzetlerinin sunulduğu Trabzon’dan Diyarbakır’a, Amasya’dan Ürgüp’e yöre evleri... Ancak yöre evlerinin içine girmediğimi belirtmek isterim ama en azından oradalar ve ilgi çekiciler, artık bir dahaki sefere... Kim bilir belki de siz benden önce gidersiniz belli mi olur- Bir yanda tarihi kervansaray, çeşme ve hamam diğer bir tarafta 5000 kişilik Açık Hava Tiyatrosu. Bir yanda Mimar Sinan Köprüsü; az ilerisinde iki yakayı birleştiren günümüz köprüsü.
Ortada Mimar Sinan heykeli etrafında çoluk-çocuk, genç-yaşlı, geçmişten-günümüze insanlar. Bu arada yıl 2007, mevsim kış ve aylardan da Ocak ayı ama hava bahar havası gibi belki de hani dünya bizim etrafımızda döner ya bizim için böyle! Yok, yok İstanbul havası işte, gerçi bu sene ayrı bir tuhaflık var ya ayrı mesele bizim için değil yani. Ayrıca bilen arkadaşlar buraların yazın daha da şenlendiğini söylediler. Tahmin etmesi o kadar da zor değil hani…

Hiç yorum yok: