1 Şubat 2007 Perşembe

CENGİZ HAN VE MİRASÇILARI

“Mirasçı” sözcüğünden oldum olası hoşlanmamışımdır. “Mirasçı” olmak için genellikle fazla bir şey yapmanıza gerek yoktur, çaba sarfetmeden bir şeylerin sahibi olursunuz ve kolay edinilen şeyler genellikle kolay kaybedilir. Halbuki Cengiz Han’n mirasçıları (oğulları ve torunları) devraldıkalrı mirası tüketmek yerine büyütmüşler, daha ileriye götürmüşler, bazı şeyleri yazılı hale getirmişler ve yerleşik bir imparatorluğa geçmenin temellerini atmışlardı.

Dünyanın en büyük imparatorluğunu kuran Temuçin’in sıradan bir ailenin çocuğu olduğuna inanmak zor. Sanırım dünyanın en büyük liderlerinde bulunan bir özellik onda da vardı: insanları motive etme ve ortak bir amaç için harekete geçirme yeteneği. Yoksa kral olmayan birinin arkasından gitmeyi, yaz kış demeden binlerce kilometre boyunca dağları tepeleri aşarak ödülü belli olmadan güçlü ordularla savaşmayı anlamlandırmak zor.

Amaçları neydi, zengin olmak mı, daha iyi şartlarda yaşamak mı? Pek sanmıyorum, imparatorluk en geniş sınırlarına ulaştığında dahi onlar anayurtlarını terk etmemişler, savaşmadıkları zamanlarda eski yaşamlarına devam etmişlerdi.

Peki onları harekete geçiren neydi? Bu soruyu cevaplamak zor. Ancak liderlerine yükledikleri misyon bazı şeylerin ipucunu veriyor: Tanrı seni yeryüzüne barış ve düzeni getirmekle görevlendirdi. Kulağa ne kadar da tanıdık geliyor değil mi?

4 yorum:

Ali Sağlam dedi ki...

Taner Bey
Bu bir tarihtir. Siz yazı yazdınız. İki senelik çabalarım sonuç verdi. Baytiyarım :)

Ellerinize sağlık...

Not: İnşallah bir iki sene daha bekletmezsiniz? :)))

Rabia SERTÇE dedi ki...

Bu bir Miladdır.
01 Şubat 2007.
Bu tarihi bir kenara yazın arkadaşlar.
Çocuklarına bu günden, göğsünü kabartarak bahsedeceksin Taner. Blog yazarlığını paçanı kaptırdığının bir kanıtıdır bu.
Ali;
Gazan mubarek ola. Sen dünyaya Tanrılar tarafından Taner'i blog yazarı olmasına teşvik etmek için gönderildin. Görevini başarı ile tamamladın. Artık yok olma zamanın geldi derken 2017 yılına kadar sana süre tanınan bu görevi 2007 yılında başarı ile yerine getirdiğin için, uzun ömürlü bir hayat ile mükafatlandırılacaksın. Rabia da senin bu yoldaki yoldaşın olacak:)

Rabia SERTÇE dedi ki...

Kusura bakmayın Taner Bey, yazı yazmanızın mutluluğu ile yazınızın içeriğine yorum yapamadan yaptığınız bu eylemi dillendirmeye daldık. Kusurumuza bakmayınız lütfen!
Cengiz Han ve Mirasçılarının hayatının anafikrini, böylesine yalın bir dille, başarılı bir şekilde bizlere aktardığınız için teşekkür ederim.

ssalibaz dedi ki...

Taner bey sizin blogta ilk yaziniz oldugunu bilkmiyordum.Ama gayet sahsiniza ozgu basarili bir anlatiminiz var.Tebrikler.